Hayatta çoğu yerde karşılaşırız. Gelenekçiler ve
yenilikçiler olarak gruplaşır insanlar. Kriterler değişken olsa da ayrışma
benzerdir. En çok bilinen türüne siyasi oluşumlarda rastlanır. Ancak orada olup
bitenler üzerine zaten birçok kişi yazıp çiziyor, uzak kalmayı tercih ederim. Fakat
çok uzun olmasa da iş hayatım boyunca, yaşadıklarım ve duyduklarım üzerinden; “İş
hayatında, ne derece yenilikçi ne derece gelenekçi olmalıyız?” sorusu hakkında söyleyecek birkaç sözüm
bulunuyor.
Türk halkının en tipik özelliklerinden birisi dengeyi bulamamaktır.
Vur denince öldürmekte üstümüze yoktur. İşte şirketlerin yaşadığı yörünge
bulamama mevzusu da buradan gelmektedir.
Yenilikçi olmak çağımızın gerçeklerinden
ve kaçınılmaz olan liste başı kanunlarından biri diyebiliriz. Değişen dünyada
ayak uydurmamız gereken şartlar baş döndürücü bir hızla değişiyor. Yalın
üretimciler, (eski zamanlardan beri) toplam kaliteciler, altı sigmacılar ve
dahası her şirketin kimyasına girmiş, girmesi de gerekiyor zaten.
Yenilikçi olalım ama
nasıl?
Ben ise değişime açık olmanın tek başına yeterli
olmayacağını düşünüyorum. Yenilikçi düşüncede olan insanların ilk yardım
çantasında bulunması gereken önemli araçlardan birisi gelenekçi düşünceye sahip
(en azından birkaç adım geriden gelen) insanları kazanmak için kullanılacak
enjektör ve ilaçlar olmalı.
Baş döndüren bir hızla değişen iş dünyasının kaygan
zemininde giyeceğiniz nesnenin ayakkabı mı yoksa paten mi önce bunu tespit edeceksiniz,
burası doğru. Fakat cevap paten ise paten kullanmayı bilmeyen herkesi
gönderecek misiniz? İşe yeni alacağınız profesyonel
patencilere bu gidenlerden daha az para vereceğinizi mi düşünüyorsunuz? Yarın
size ya patenci değil maraton koşan birileri gerekirse, yeni gelenleri de
gönderecek misiniz?
“Her şeyi değiştirmeliyiz arkadaşlar, hem de her şeyi” diyor
hızlı yenilikçiler. Ellerinde modern silahlar ile dalıyorlar meydana. Fakat kan
gövdeyi götürürken, bazı üst düzey savaş ustaları da arada yanabiliyor. Herkesten
daha iyi bir snipercı olabilecek okçuyu öldürüyorsun örneğin. Harekete geçmeden
önce çalışacağınız insanların kimyasını bilmeniz şarttır. Değişim için geçerli
olan genel geçer kurallar, hızlı yenlikçileri (şansları da yaver gitmezse) zor
duruma sokabilir.
Gelenekçilerin durumu
Peki “böyle gelmiş böyle gider.” diye düşünen ve her yerde
rastlanabilen yeniliğe kapalı arkadaşlar yeni dünyada nasıl bir rol oynayacak?
Bunu tahmin etmesi zor değil. Böyle kişiler eninde sonunda değişime ayak
uyduracaktır.
Eskiden değişimin ayak seslerini duyardınız. “Önümüzdeki
sene yeni bir teknoloji geliyormuş, bizim işimiz daha kolay yapılabildiği için
çoğumuza yol vereceklermiş”
Bugün ise; “Arkadaşlar, bundan sonra bu işi böyle
yapmıyoruz. Hemen nasıl olacağını anlatayım.” şeklinde ani gelişmelere maruz
kalıyoruz. Demek ki yeterince esnek olmayan kişilerin barınması her geçen gün zorlaşacak.
Sözün özü, bana göre gelenekçilerin devri neredeyse tamamen
kapanırken, hızlı yenilikçiler ise
durulana kadar farklı noktalara savrulabilirler. Üçüncü kesim olan yeniliği önce
kendi sindirip sonra eskileri değiştirebilen türde olan kişiler ise kalıcı
başarıların sahibi olacaktır. Bu üçüncü grup, şirketlerin varlığını
sürdürmesini sağlayan denge unsuru kişilerdir. Umarım sayıları hep artar.
Sağlıcakla kalın.




Hiç yorum yok:
Yorum Gönder